
Yabancısıyım Zamanın...
Ellerimde dünden kalma yalnızlığım.Gözlerimde yarınlara sakladığım umutlarım var benim.Yaşadığım zamanın içinde kaybolan kağıt bir gemiyim belki de.Su üzerine yazdığım ya da yazdığımı sandığım hayallerimi ıssız duygularda saklıyorum.
Hayata "merhaba" diyeli yıllar oldu.Ağlayarak geldiğim dünyada hazin ağlamalarımı özledim.
Olur olmaz şeylere gözyaşı döktüğüm, ağlamayı ağlayarak tattığım çocukluğumun gözyaşlarını..
Koşarken düşüp yaralanmayı ,dizlerimden akan kanların çocukluk telaşı ile unutulduğu zamanları özledim.
Dar sokaklarda top koştururken yitirdiğim oyuncaklarımı yeni yeni buluyorum.Küçücük avuçlarımda sakladığım ,atmaya kıyamadığım bir yanı beyaz ,bir yanı mavi misketleri arıyorum.
Yağmurlarda inadına ıslanmayı ve yağmurlu toprakların mis kokusunu ruhumun derinliklerinde hissetmeyi özledim.
Baharlarda açan papatyaları ,bin bir renkli kelebekleri ,börtü böceği ve uçan kırlangıçları arıyor gözlerim.
Yumuşacık ,şeker tadında karların arasından gülümseyen kar çiçeklerini ve her kış onları bekleyen hercaileri..
Sabahları uyandığımda diz boyu yağan karı,hislerimle biriktirdiğim kartoplarımı ve rüyalarıma giren kardan adamları..
Basmaya kıyamadığım karlarda yürümeyi ,benliğime kadar hissetmeyi ve yeni mevsimlere yelken açmayı özledi yüreğim.
Duman kokulu kış akşamlarında köpek seslerinden korkmayı,soğuk evlerden gelen ağlama sesleriyle ağlamayı unuttu gözlerim.
Soba kenarlarına kedi masumiyetiyle kıvrılıp uyumayı ve üşüyen bedenimin buzları eridiğinde uyanmayı özledim.
Belleri bükük,halleri perişan ama yürekleri tertemiz annelerin ellerinden öpmeyeli hayli zaman oldu.
Pencere kenarlarında günlerdir bekledikleri gurbet kuşlarının geldiği zamanları hayal ediyorum.
Nasırlanmış ellerinden dökülen tesbih taneleri gibi dua kokan ,kırışık yüzleri özledim.
Cami avlularında oturan ,bembeyaz sakallarında sevgiyi ,hoşgörüyü bulduğum amcaların dertli bakışlarını özledim.
Ve çok sevdiğim şekerleri veren nur yüzlü ihtiyarların umut dolu gülüşüne hasretim.
Ruhumu yıkadığım şadırvanlarda ,üşüyen ellerime dokunan keskin bıçak gibi sularda kendime gelmeyi
ve iyi kalpli insanlar arasında yol aldığım secdeleri.
Küçük seccadelerde küçücük ellerimi kaldırıp toprak gibi su gibi temiz ve çocuksu dua güvercinlerimi..
Karlı günlerin akşamında üşüyen ellerimle dokunduğum kestanelerin soğuk duygularımı ısıttığı
ve kokusuyla karnımı doyuran ekmeklerin hep birlikte yendiği zamanı özlüyorum.
Islanmış kaldırımlarda yürürken meçhule arkamdan gelen ayak seslerimi yağmur damlalarıyla buluşturan rüzgarları hissetmeyi.
Dalgalı saçlarımın arasında yok olup giden zamanı ve şimdilerde takvim yaprakları gibi dökülen saçlarımı özledim.
Yabancısıyım Zamanın.
Özlediklerimi ve hiç gelmeyeceklerini bildiğim halde hasretle beklediklerimi bir Ocak akşamında hatırladım şimdi.
Karlar içinde olması gereken benliğimi hala karlara basmamış ayaklarım teselli ediyor.
İçinde bulunduğum zamane gençliğinin kara sularında boğulmamak için çığlıklarım oluyor şiirler.
Sisli zamanlarda sisli duygularımın mutluluk bahçesindeyim belki ama dost diye/bildiklerimi kaybetmemek ve dostça anlara tanık olma hasretindeyim.
Akıp giden zamanın sahip olduğum değerleri alıp gitmesinden korkuyor yüreğim.
Bir serçe geliyor pencere önüme ve gözlerime bakıyor.
Sadece susuyor ve susuşları anlatıyor gözlerindeki hüznü.
Alıp götürmesini istiyorum bazen ütopyalara.
Yanıma aldığım hayallerle ,çok sevdiğim yalnızlıkla ve kalbimin ışıltılarıyla götürsün beni uzak diyarlara.
Beton suratlı insanların rahatsızlığı cümlelerimde kol gezinirken farklı olmalıyım onlardan.
Arkama dönüp baktığımda yaşam denen şeye koskocaman hiçler yerine dolu dolu günler görmeliyim.Ve onlara el sallayarak "Sizin gibi değilim" diyebilmeyi bekliyorum.
Dinlediğim müzik katıldığım ortamlar yaşam biçimim ve farklı olmasını istediğim her şeyim farklı olmalı benim.
Keşkeleri hayatımdan çıkaralı yıllar oldu ama çocukluğuma keşke demeden alamıyorum kendimi.
Keşke hep minicik ellerim ,tertemiz yüreğim ,günahsız gözlerim ve yalansız dilim olsa.
Dünyevi kir ve tozlar içerisindeki ruhumun ,hemsefil aciz ve günahkar benliğimin duasındayım şimdilerde.
Nisan yağmurlarını beklediğim alışkanlıklarımın ve davranışlarımın güzelliklere erişmesini diliyorum O'ndan..
Anlamsız müzikler,sahte gülücükler ve maskeli kadınların magazinleri umrumda değil.Televizyonların merhametsiz yayınlarıyla da ilgilenmiyorum.
Bir kahve ısmarlayıp kendime yağmurlara bakmak istiyorum doyasıya.
Ne olduğunu bilmediğim hüzünlerim kırık kalemim ve yırtılmış kağıtlarımla,
"Yabancısıyım Zamanın..."