ÖYKÜLER
Başarılı olmaya koşullanmış bir hayat… Koşan insanlar… Her zaman, her yerde, en önde olma telaşı… İkinci olmaya bile dayanamamak… Karşılaştırıldığın insanlar… Rekabet, kıskançlık, öfke, hırs… Küçük oyunlar, büyük gibi görünen insanlar, küçük yürekler… Yorulmak, durmak, nefes alamamak… Boğulmaya başlamak, öfkelenmek, daha çok öfkelenmek… Bunu hak etmediğini düşünmek, yüzünü kapıya doğru dönmek…
Kapıyı çarpıp çıkmak!
Gerçekten de her şey bitti mi?
Başarınıza engel olanlara karşı sağır olmak ...
Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi:
'Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı, kimi dinlemem gerektiğini ve yapmam gereken en önemli işin ne olduğunu bilseydim, giriştiğim her işi mutlaka başarırdım.'
Kitap okuyan genç varmış bir zamanlar. Delikanlı her gün düzenli kitap okurmuş, hatta okuma saatlerini gösteren bir çizelge bile oluşturmuş...
Gözleri nemli baktı baba kızına. Gözünden bebeklik hali geçti. Mini mini elleri, ilk baba deyişi, yürümeye ilk başlaması… Kız hem sevinçli, hem de buruktu. Üniversiteyi kazanmanın verdiği sevinç, işte bu ayrılık yüzünden boğazında düğümlenmişti...
Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir.
Vaktiyle ergin bir meslek erbabı, yıllarca yanında yetiştirdiği çırağını imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip:
Köyde bir yaşlı adam varmış. Çok fakir. Ama kral bile onu kıskanırmış...
Kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç tel saç görmüş…
Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk birkaç haftasını huzur içinde geçirir...
Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz dışarı çıkmak için hazırdılar. Fakat Ali ...
Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 kuruş fazla vermiş. İmam yanlışlığı oturup da parasını sayınca fark etmiş.
Torunu pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla soruyor
Sultan Mahmut'un yüzüğünün sırrı
Affeden huzur bulur. Affeden insan önce kendisine iyilik yapmış olur...
"Bir adam, kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır." diye başlıyor öykümüz...
İçimizde hem kötülük hem de iyilik yapma istidatı var. Peki biz hangisini daha çok besliyoruz?
Ülkemizden müthiş bir başarı öyküsü. Hiç bir şey için geç kalınmış değildir... Yeter ki adım atabilelim
"Vermeyince Mabud, neylesin Sultan Mahmut!" sözünün o meşhur hikayesi
Bu hikayeyi okuduğunuzda, bir kere daha olumlu düşünmeyi, olumlu bakmayı ve olumlu telkinlerde bulunmanın sırrını öğreneceksiniz
- Haberler Güncelleniyor...