Ana Sayfa
   Haberler
   Kültür Sanat
   Kişisel Gelişim
   Sağlıklı Yaşam
   Manevi Gelişim
   Bilim Teknoloji
   Dil Öğretmeni
   İz Bırakanlar
   Aile Eğitimi
   Röportajlar
   İş Dünyası
   Medyatik
   Edebiyat
   Çocukca
   Öyküler
   Kitaplık
   Linkler
Videolar için TIKLAYIN
Fotograflar için TIKLAYIN
 YAZARLARIMIZ
Zeki Mete CAN
İki günü eşit olmamak
Gurbet ALTAY
Görmediğimiz değer
Murat ERDİN
Mezarsız insanlar ülkesi
Yakup TUTUM
Ağlarsak anlarız
Ömer Evren TANRIÖVER
Yeni Anayasa Taslağı
Recep KOÇAK
Bir hastaya vardın ise...
Meryem BAL
Bir kuru yapraktan mesajınız Var
Nazlı ÖZBURUN
Hırslı Adamlar
Alev Dönmez ÖZDERYA
Hastalıklı bir devletin sapkın politikası
Kenan TAŞ
Güçlü Görünmenin Dayanılmaz Hafifliği
Melih Yılmaz BİNGÖL
Yeni yetme
Asım YILDIRIM
Bir yolculuk
Aytuğ AKDOĞAN
İstanbul'u yaşamak...
Ebubekir ALAZCIOĞLU
Sen ve son
Özcan BEYLAN
Radyolarda kalite düşüyor
 
    Anasayfa | İz Bırakanlar  
Albert Einstein
Albert Einstein
06 Şubat 2010 - 23:25:43
Türkiye'nin yetiştiriği en büyük fizikçilerden olan, defalarca olimpiyatlarda dünya şampiyonu olmuş, Salih Adem'in anlatımı ile A. Einstein.

Einstein geçenlerde Physics Today dergisinin bilim adamları arasında yaptığı ankette gelmiş geçmiş en büyük fizikçi seçildi. (İkinci Newton…) Time dergisi de Einstein’ı yüzyılın adamı seçmişti. Buluş ve görüşleriyle dünyayı epey değiştiren biri olduğunda şüphe yok. Ayrıca dehanın ve bilim adamlığının simgesi olan bir kişi. Bu yazımızda sizlere Einstein’ı kısaca tanıtıp insani yönleri hakkında da bilgilendirmek istiyoruz.

Çocukluk ve Gençlik

Einstein 1879 yılında Almanya’da doğdu. Söylentilerin aksine ilkokulda çok başarılı bir öğrenciydi. 10 yaşında Kant’ın “Saf Aklın Eleştirisi” gibi ağır ve derin felsefe kitaplarını okumaya başladı. 15 yaşında ilk bilimsel makalesini yazdı. Bu makale manyetik alanlarda esirle ilgilidir. 16 yaşında ilk meşhur düşünce deneyini yaptı. Elime bir ayna alıp ışık hızıyla koşsam aynada ne görürüm diye düşünüyordu. 17 yaşında İsviçre Ulusal Teknoloji Enstitüsü’nün matematik programına kaydoldu. Burada matematik bölümündeki tek bayan olan Mileva Maric’le arkadaşlık kurdu ve aşk yaşadı. 1900 yılında fizik bölümünden mezun oldu.

Patent Ofisi

Mezun olduktan sonra Einstein öğretim görevlisi pozisyonu bulamadı. Eski bir sınıf arkadaşının babasının yardımıyla Berne’de bir patent ofisinde iş buldu. Buradaki vazifesi geliştirilen elektromanyetik cihazların patent başvurularını değerlendirmekti. Berne’deki arkadaşlarıyla her hafta toplanıp bilim ve felsefe üzerine tartışmalar yapıyorlardı. Okuma listeleri arasında Poincare, Mach ve Hume gibi Einstein’ın sonraki düşüncelerini etkileyecek kişiler vardı. Bu dönemde Einstein’ın fizikçilerle hemen hemen hiç diyaloğu olmadı.

Evlilik

Einstein ve Mileva Maric’in 1902 yılında bir kızları oldu. 1903 yılında evlendiler. 1904 ve 1910 yıllarında iki oğulları oldu. 1919 yılında boşandılar, aynı yıl Einstein Elsa ismindeki kuzeniyle evlendi.

Mucize Yıl

Einstein, mucize yılım dediği 1905’te dört tane önemli fizik makalesi yayınladı.

1- Işığın foton denilen parçacıklardan oluştuğunu kabul ederek fotoelektrik olayını açıkladı. Fotoelektrik olayı, ışığın metallerden elektron koparmasına denmektedir.

2- Atomların varlığına bir delil teşkil eden çok küçük nesnelerin rasgele hareketini açıkladı. Atomların değişik yönlerden çarpmasından dolayı çok küçük nesnelerin rasgele sağa sola aşağıya yukarıya hareketler yapmasına Brown hareketi denmektedir.

3- Işık hızının gözlemcilerin hareketinden bağımsız olarak hep aynı kaldığı gerçeğinden yola çıkarak özel izafiyet teorisini geliştirdi. Eşzamanlılığın gözlemciye göre değiştiğini, hareket eden nesnelerin boyunun kısaldığını gösterdi.

4- Kütle ve enerjinin özdeşliğini gösteren makalesinde meşhur E=mc^2 denklemini ispatladı. Buna göre çok küçük bir kütle muazzam bir enerji barındırmaktadır.

Bu dört makale de fizikte çok büyük başarı olarak kabul edilmektedir. Einstein 26 yaşında Zürih Üniversitesi tarafından doktora derecesiyle ödüllendirildi.

Işık ve Genel Relativite

Einstein 1910 yılında gökyüzünün niye mavi olduğunu açıklayan bir makale yayınladı. 1911 yılında profesör oldu. Aynı yıl, ışığın çekim etkisiyle nasıl etkileneceği ve yörüngesinin nasıl değişeceği hakkında bir makale yayınladı. 1915 yılında maddenin çekim etkisiyle uzay-zamanın yapısını nasıl değiştirdiğini açıklayan Genel İzafiyet Teorisi’ni geliştirdi. 1917 yılında lazerin yapılmasına imkan sağlayan fizik prosesleriyle ilgili bir makale yayınladı. Aynı yıl, evrenin hareketini modellemek için ‘kozmolojik sabit’ adında bir kavram ortaya attı. 1919 yılında yapılan gözlemlerle Einstein’ın genel izafiyet teorisi doğrulandı. Zamanın en çok satan İngiliz gazetesi The Times bu gelişmeyi “Bilimde Devrim-Evrenin Yeni Teorisi-Newtoncu Fikirlerin Sonu” şeklinde manşetten verdi. Bir röportajda Nobel ödüllü fizikçi Max Born, genel izafiyeti “insan düşüncesinin tabiat üzerindeki en büyük başarısı” diye övdü. Meşhur fizikçi Paul Dirac Einstein’ın teorisini “gelmiş geçmiş en büyük bilimsel buluş” olarak niteledi.

Nobel Ödülü

1922 yılında, teorik fiziğe katkılarından dolayı Einstein’a Nobel ödülü verildi. Boşanma anlaşmasında belirlendiği gibi, Einstein ödülün parasını eski eşi Mileva Maric’e verdi. Bilimsel buluşları nasıl yaptığı sorulduğunda, Einstein bilimsel çalışmanın fiziksel gerçekliğin incelenmesi ve bu gerçeklerin bütün olaylara uygulanabilir genel geçerliliği olan ve birbiriyle çelişmeyen ne gibi aksiyomlarla açıklanabileceğinin araştırılmasıyla ilerlediğine inandığını söylemiştir.

Birleşik Alan Teorisi

Einstein hayatının geri kalan yıllarında genel çekim ve elektromanyetizma teorilerini tek bir çatı altında birleştirebilmek için uğraştı, fakat başarılı olamadı. Bütün fizik teorilerini Büyük Birleşik Teori altında birleştirme çabası bugün devam etmektedir.

Bohr ve Einstein

Einstein kuantum fiziğinin Kopenhag yorumu’nu beğenmiyordu. Bu yorum Niels Bohr ve Werner Heisenberg tarafından geliştirilmişti. Kuantum olaylarının ihtimal hesaplarına bağlı olduğu bu yoruma göre kesin sonuçlar sadece klasik sistemlerle etkileşim sonucu oluşuyordu. Mesela bir elektron gözlemlenmeden nerede olduğu teorik olarak söylenemezdi. Çünkü her yerde bulunma olasılığı vardı. Einstein ve Bohr arasında uzun yıllar sürecek bir tartışma başladı. 1926 yılında Max Born’ a yazdığı bir mektupta Einstein şöyle diyordu: “Ben kesinlikle biliyorum ki, O [Allah] zar atmaz.” 1935 yılında Podolsky ve Rosen’le birlikte kuantum fiziğinin non-lokal yani problemli veya geçersiz olduğunu göstrmek için EPR paradoksunu ortaya attı. Sonra yapılan deneyler ise kuantum teorisinin tahminlerini doğruladı.

Einstein’ın Bohr’la olan tartışması determinizm konusuna dayandığı için felsefi çevrelerde de büyük ilgi gördü.

Dini Görüşleri

Determinizme yani her şeyin fizik kanunlarıyla kesin olarak belirlendiğine inanması, Einstein’ın dini görüşlerini de etkilemiştir. Einstein bir keresinde Spinoza’nın Tanrısına inandığını söylemiştir. Yani kendisini dünyanın düzenli ahenginde ifade eden fakat insanların kaderi ve yapıp etmeleriyle ilgilenmeyen bir Tanrı’ya inandığını anlatmak istemiştir. Hayatının sonlarına doğru Tanrı’nın varlığıyla ilgili pozisyonunun “agnostik” yani bilinemezci olduğunu yazmıştır. Dinlerde anlatılan Tanrı düşüncesinin kendisine çocukça geldiğini söylemiştir. Başka bir konuşmasında kainattaki düzene rağmen Allah yok diyenlere hayret ettiğini, bu ateistlerin sözlerine destek olarak kendisinden alıntı yapmalarına ise gerçekten kızdığını söylemiştir. Yahudilik veya Hristiyanlık’taki gibi bir Tanrı’ya inanmadığını açıkça söylemiştir. Einstein’ın din anlayışı, kainatta bilimin gösterdiği düzenli yapı karşısında sınırsız bir hayranlık duymadan ibarettir. İçine nüfuz edemediğimiz, kavrayamadığımız bir şeyin varolduğunu bilmek, en muazzam bir hikmet ve en parlak bir güzelliğin tecellilerini kapasitemiz ölçüsünde hissetmek… Einstein’a göre gerçek dini tavır budur. Korkudan ve dünyamızda cereyan eden olaylardaki sebep sonuç ilişkilerini tam idrak edememekten kaynaklanan, bundan dolayı da tabiatüstü varlıkları devreye sokan din yaklaşımını doğru bulmamaktadır. Sevgi ve destek isteğiyle gelişen sosyal ve ahlaki din anlayışı da uygun değildir. En olgun din anlayışı, varlık karşısında duyulan derin bir hayranlık ve gizemden beslenen din anlayışıdır.

Einstein’a göre din ve bilim arasındaki anlaşmazlıklar hatalı düşünmekten kaynaklanmaktadır. Dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördür. Einstein Tevrat’ın çocukça ve ilkel efsanelerden oluştuğunu düşünmektedir. Einstein, Yahudilerin Allah’ın seçilmiş bir kavmi olduğuna da inanmamaktadır. Ona göre Yahudilik, diğer dinler gibi, çocukça batıl inanışlardan ibarettir. Ve içlerinde bulunduğu Yahudiler, diğer insan topluluklarından daha iyi değildir.

Politika

Einstein şöhreti ve zekasından dolayı teorik fizik veya matematikle hiç alakası olmayan meselelerde de görüşü alınan biri haline geldi. Her konudaki görüşlerini açıkça anlattı ve yazdı. Nazi hareketine karşı çıktı, İsrail devleti kurulurken aşırılıklardan uzak orta bir yol tutulması gerektiğinin sözcüsü oldu ve Birleşik Devletler’de anti-komünizm ve insan haklarıyla ilgilendi. 1927’de Belçika’da yapılan sömürgecilik karşıtı kongreye katıldı.

1952’de Einstein’a İsrail devlet başkanlığı teklif edildi, fakat Einstein bunu kabul etmedi.

Yahudi olduğu için 1932’de Almanya’dan ayrıldı ve ABD’e geçti. 1940 yılında ABD vatandaşı oldu ve hayatının sonuna kadar orada yaşadı.

Atom Bombası

Einstein, İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların nükleer fizyona dayalı bir atom bombası yapma ihtimaline binaen, Macar göçmeni Leo Szilard adında bir bilim adamı tarafından yazılan ve zamanın devlet başkanı Roosevelt’e ABD’nin vakit kaybetmeden böyle bir bomba yapmasını tavsiye eden mektubu imzaladı. 1942’de Manhattan projesi başladı ve 1945’te ABD geliştirilen nükleer silahları savaşta kullandı. Einstein’ın atom bombasının geliştirilmesinde bu mektubu imzalamaktan başka rolü olmadı. Linus Pauling’e göre Einstein daha sonra mektubu imzaladığından ötürü pişmanlık duyduğunu söylemiştir.

Soğuk Savaş

Einstein tek bir dünya devleti fikrini savunmuştur. Nükleer silahsızlanma konusunda aktif olarak çalıştı. Çeşitli insan hakları gruplarına üye oldu. Almanya ve Siyonizmle bağlantıları, sosyalist görüşleri ve komünistlerle bağlantıları sebebiyle FBI Einstein hakkında 1427 sayfalık bir dosya oluşturmuştu.

Ölümü

1955 yılında 76 yaşında iç kanamadan dolayı kaldırıldığı Princeton Hastanesi’nde öldü. Einstein’ın beyni bu kadar zeki olmasına neyin sebep olduğunu bulmak amacıyla gelecekte yapılabilecek bilimsel araştırmalar için korumaya alındı.

Hatıralar

1979 yılında Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Washington D.C. de Albert Einstein adına bronz mermerden bir hatıra heykel diktirdi. Keşfedilen bir elemente einsteinium adı verildi.

Sonuç

Yaptıklarından da anlaşılacağı üzere, Albert Einstein, tüm zamanların en büyük bilim adamlarından biridir. Fiziğe çok büyük katkılarda bulunmuş, hatta fizikte devrim yapmıştır. Ama fizik dışındaki konularda yaptığı yorumlarda bazen isabetli olmuş, çoğu zaman da yanılmıştır. Bir kişi belli bir alanda çok iyiyse buradan her alanda doğru ve mantıklı şeyler söyleyebileceği çıkarılmamalıdır. Albert Einstein’ın bilhassa din ve ahlak konularındaki düşünceleri bunun en güzel örneklerinden biridir. Yukarıda da geçtiği üzere determinizme inanmak, tabiatüstü varlıkları inkar etmek ve dinleri küçümsemek Einstein’ın büyük yanlışları olmuştur. Determinizmin yanlış olduğu zaten kuantum fiziğiyle gösterilmiş oldu. Fizik ötesi varlıkların veya alemlerin varlığı temelde inanç konusudur ama bu konuda pek çok vaka ve delil mevcuttur. Dinler ise hak din İslam ve diğer dinler olarak ikiye ayrılır. Hepsini aynı kategoriye koymak kesinlikle doğru değildir. Bununla birlikte, Yahudilik ve Hristiyanlık da temelde aynı kaynaktan geldiği için bilhassa ahlaki esaslarda İslam’a yakındır. Einstein’ın din karşıtı düşünceleri seküler bir hayat tarzını benimsemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Allah-ü Teala hakkında yaptığı yorumlar ise O’nu belli bir pencereden ve kısıtlı olarak tanımanın neticesidir. Elbette Allah’ın icraatı karşısında hayranlık duymamak mümkün değildir. O’nun tam olarak bilinemeyeceği de doğrudur. Hatta Hz Ebubekir (ra) “Seni idrak edememek en büyük idraktir” diyerek sanki bu bilinemezliğe işarette bulunmuştur. Ancak Allah hakkında hiçbirşey söylenemeyeceğini, Allah’ın bize hitab eden emir ve yasaklarının bulunmadığını veya bizimle ilgilenmediğini düşünmek, Allah’ı sadece kainatın düzeninde aramak çok yanlış olur. Çünkü Allah’ın elçileri olan peygamberler Allah’ı sapıklığa düşmeden bilme ve O’nunla nasıl irtibat kurulacağını bildirme, Allah’ın bizden istediklerini açıklama ve insanların hayatını Allah’ın hoşnut olacağı şekilde düzenleme gibi gayelerle gönderilmiştir. Buradan da anlaşılıyor ki, salt akılla veya gözlemle Allah’ı ve bizden ne istediğini tam doğru olarak bilmek çok zor hatta imkansızdır. Peygamberler elbette boşuna gönderilmemiştir.

Ancak Einstein’ın fikirleri kainattaki düzenin mükemmelliğini ve ahengin muazzamlığını vurgulaması bakımından önemlidir. Bir bilim adamı olarak bilimsel gerçeklerin Allah’ın varlığını gösterdiğini söylemesi ve bu kadar açık görünen bir hakikatin inkar edilmesine şaşırması çok manidardır. Çünkü günümüzde pek çok bilim adamı maalesef Allah’ı inkar etmektedir.
Einstein’ın hayatı örnek bir bilim adamı hayatıdır ve başarılarla doludur. Fakat asıl önemli yanı, Einstein’ın sıradan bir bilim adamı olmaması, zamanının bilimsel teorilerini sorgulaması ve fiziğe yeni bir yön vermesidir. Burada felsefeyle içli-dışlı olması, orijinal düşünmesi ve sorgulayıcı olması büyük rol oynamıştır. Einstein aslında bir filozof-bilimadamıdır. Yani bilimsel sistemin içinde işleyen küçük bir çark olmak yerine bütün sistemi tepeden kuşbakışı görüp eksik veya problemli yanlarını fark edip yeni bir sistem kurma yolunda çalışmalar yapmıştır. Einstein’ı büyük fizikçi yapan da budur.

Derleyen: Salih Adem

 
Bookmark and Share
 
Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     İz Bırakanlar kategorisine ait diğer haberler
 18 Şubat 2010 - 02:34:47  Fatih'in Hocası: Hz. Akşemsettin
 05 Şubat 2010 - 01:57:22  Dünyamızda 11 yıldır Barış yok!
 06 Şubat 2010 - 21:00:35  Fatih Sultan Mehmet Han
 06 Şubat 2010 - 23:18:18  Mehmet Akif Ersoy
 06 Şubat 2010 - 23:22:58  Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi
 06 Şubat 2010 - 23:25:43  Albert Einstein
 06 Şubat 2010 - 23:40:19  Büyük dahi Mimar Sinan
 06 Şubat 2010 - 23:47:13  Bilge Kral: Aliya İzzetbegoviç
 23 Ocak 2010 - 16:38:12  Böyle olmamalıydılar !
 16 Haziran 2010 - 18:05:02  Ezan bugün aslına dönmüştü
 18 Haziran 2010 - 14:37:54  Fatih'e Ruslardan büyük övgü
  
  
Referandum anketimizi oylayın
 SEÇİLMİŞ YAZARLAR
 SON EKLENEN VİDEOLAR
Servet Armağan
Kıl beni ey namaz
Abdussamed: Duha ve İnşirah
 SON EKLENEN FOTOĞRAFLAR
Kelebekler
Karadeniz
Dünyadan yollar
 ANKET
Referandumda oyunuz ne olacak?
EVET (100 %)
HAYIR (0 %)
 
  Künye - Yayın İlkeleri - Reklam - İletişim Formu Copyright © Tüm hakları saklıdır. BİLGİNMEDYA 2010  

Kültür,Sanat Edebiyat