Ana Sayfa
   Haberler
   Kültür Sanat
   Kişisel Gelişim
   Sağlıklı Yaşam
   Manevi Gelişim
   Bilim Teknoloji
   Dil Öğretmeni
   İz Bırakanlar
   Aile Eğitimi
   Röportajlar
   İş Dünyası
   Medyatik
   Edebiyat
   Çocukca
   Öyküler
   Kitaplık
   Linkler
Videolar için TIKLAYIN
Fotograflar için TIKLAYIN
 YAZARLARIMIZ
Zeki Mete CAN
Bilgi dolu bir site: GELİŞİYORUM
Gurbet ALTAY
Görmediğimiz değer
Murat ERDİN
Mezarsız insanlar ülkesi
Yakup TUTUM
Ağlarsak anlarız
Ömer Evren TANRIÖVER
Otitis Media
Nurullah YİĞİT
Referandum Sınavı
Recep KOÇAK
Bir hastaya vardın ise...
Meryem BAL
Bir kuru yapraktan mesajınız Var
Nazlı ÖZBURUN
Aradığın şey yanında
Alev Dönmez ÖZDERYA
Hastalıklı bir devletin sapkın politikası
Kenan TAŞ
Güçlü Görünmenin Dayanılmaz Hafifliği
Melih Yılmaz BİNGÖL
Yeni yetme
Asım YILDIRIM
Bir yolculuk
Aytuğ AKDOĞAN
İstanbul'u yaşamak...
Ebubekir ALAZCIOĞLU
Sen ve son
Özcan BEYLAN
Radyolarda kalite düşüyor
 
    Anasayfa | Edebiyat  
Ramazan yaklaşırken
Ramazan yaklaşırken
29 Temmuz 2010 - 12:34:43 
"Benim için Ramazan sükunettir, derinlik ve inceliktir. Kişinin kendi kendisiyle daha çok baş başa kalmasıdır."

Berat Kandili demek, Ramazan-ı Şerif geliyor demek... Ramazan Hatıraları'nın serinliği geliyor demek... Öyle de ihtiyacımız vardı ki.

Ben şölen gibi gösterişli, telaşlı, gürültülü yaşanmasını sevmiyorum. Benim için Ramazan sükunettir, derinlik ve inceliktir. Kişinin kendi kendisiyle daha çok baş başa kalmasıdır. Bu benzeşmelerden bir ruhaniyet ikliminin; "hüznü sevinçle, sabrı şükürle" birleştiren emsalsiz güzelliği ile doğmasıdır.

İftar ve sahur sofralarının sade olanları güzeldir ki, bereketi o sadelik içinde yaşanır. "Birdenbire çok yemek, saygısızlığa yakın bir ayarsızlıktır" derdi Esat dede. "Bedeni ve maddeyi ikinci plana atıp, ruhu ve tefekkürü her zamankinden çok öne çıkarmaktır Ramazan" derdi... "Daha telaşlı, daha hareketli, yeme içme ilgileri daha canlı bir dönem hiç değildir" derdi. Çünkü o türlüsü onun zamanında da başlamıştı.

Toplumsal kesitleri alırken, marjinal denilebilecek örnekler üzerinde durmayı hoş göremiyorum. Bilgi olarak tamam da; toplumu anlatıyoruz diye konaklardaki Ramazan'ları anlatmayı yadırgıyorum. Biz, mahalledeki, sıradan evlerdeki Ramazan'lara bakalım. Toplumun yaşadığı, nabzının attığı yer orası.

Direklerarasını falan masal gibi dinliyorum. Ve o masalın da geniş kitleleri ilgilendirdiğini hiç sanmıyorum. "Eski Ramazanlar" denilince bunların anlatılması da hoşuma gitmiyor ve hiç de gerçekçi gelmiyor. Onlar marjinal anlatımlar ve toplumun ruhunu yansıtmıyor.

Fakirlere yardım, Ramazan öncesinin ince bir dikkatiydi. Gizli yardımlar yapılırdı. "Fakire sofrada yedirmek" diye bir şey yoktu. Evdeki sofranın mahremiyeti vardır ve fakir fukara çağırılmaz; komşu da çağırılmaz. İftara iştirak, ancak yakın akrabalar arasında olurdu. Ayrı sofralar açmak, eski konak hayatının âdetlerindenmiş. Ben ne gördüm ne de duydum. Ama çok hoş ve hassas bir yardımlaşma, hiç incitmeden ve alenileştirilmeden sıcacık bir yürekle, asil bir zarafetle gerçekleştirilirdi...

Çok şeyler değişti.

Sabahleyin mescidimizin imamı evinden gelirken bizim sokaktan geçer ve bizim kapıyı "tak, tak, tak" diye üç defa çalardı. "Dalgınlık, rehavet" olmasın diye! Alışmıştık o sese, hiç yadırgamazdık... Ramazanlarda camileri gezerdik, ama itidal üzere... Babam derdi ki; bizim camimiz mahzun kalmasın. Bazen bir başka camiye niyetlenmişken, bizim camiyi tenha gibi gördüğü için vazgeçerdi.

Evimizi sattıktan sonra, çeşitli semtlerde oturmak durumunda kaldık. En içten dileği, evimizin bir camiye yakın olmasıydı. Belki 15 kadar ev değiştirmişizdir; hepsinde de cami 50 metre kadar yakınımızda olmuştur. Sonunda ev sahibi olduk, tam caminin karşısında! Bir sevindi ki anlatamam.

Mızraklı Sokak'taki ilk kendi evimiz, Muhtesip İskender Mescidi'nin hemen yanındaydı. Sonra Yavuzselim'e taşındık, Eski Ali Paşa Camii bir sokak ötedeydi. Edirnekapı'daki ev, Mihrimah Sultan'ın yamacındaydı. Tercüman Yunus'taki evimizin yine 50 metre yakınında ahşap minareli bir mescit vardı... Hepsi öyleydi evlerimizin. Ataköy'de oturduk, orada da yeni yapılan bir camiye bitişik gibiydik... Haseki'de öyle, Bakırköy'de iyice karşı karşıya... Böyle olsun diye özel çaba harcamadık, hep öyle rast geldi; babacığının duası istikametinde... Unuttuklarım da öyleydi... Üçler Sokak'ta oturduk, Sultanahmet bütün haşmetiyle karşımızdaydı... Çarşamba'da oturduk, İsmail Ağa Camii köşedeydi... Oturduğumuz evleri ve semtleri, ben önce camileriyle hatırlarım. Aslında bütün İstanbul'u öyle hatırlarım. Güzel, vakur, müşfik, haşmetli İstanbul'u... Yoktu o zaman göğü delmek isteyenlerin çirkinlikleri falan... Hüzünlüymüş diye eleştiriyor bir yazar. Sen kendine bak önce; niçin bu kadar hüzünsüzsün? Hüzünsüz güzellik olur mu?!

Bu yıl Ramazan'ı bir başka türlü özledim. Anlatılacak gibi de değil. Bezdim gündemsiz aktüalitenin yapışkan anlamsızlığından.

Bir de şu farfaralıklar olmasa! İstanbul, vakarlı tevazuun, müşfik ihtişamın şehridir. Süleymaniye gibi... Sultanahmet, Şehzade, Sultan Selim gibi... Ruhaniyete tefekkür ile değil de şov ile yaklaşmak, bırakın ruhumuzu, İstanbul'un maddesine bile yakışmıyor.

Ahmet Selim / zaman

 
Bookmark and Share
 
 
Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Edebiyat kategorisine ait diğer haberler
 30 Ocak 2010 - 20:56:06  Kapattık kapıları dostlarımıza!
 30 Ocak 2010 - 21:13:04  Gel ..!
 30 Ocak 2010 - 21:20:59  Istanbul!
 30 Ocak 2010 - 21:54:39  Bahar
 31 Ocak 2010 - 01:30:58  Sol yanım acıyor anne
 01 Şubat 2010 - 03:46:30  Uyan ey gözlerim
 01 Şubat 2010 - 22:06:24  Bakmak ve görmek
 02 Şubat 2010 - 23:56:21  Kimselere diyemedim
 06 Şubat 2010 - 17:38:38  Eskiden ne güzel cahildik!..
 30 Ocak 2010 - 17:27:08  Peki… Hadi git …
 28 Ocak 2010 - 02:01:36  İstanbul, canım İstanbul
 29 Ocak 2010 - 00:12:24  Bir ressamdan rica!
 29 Ocak 2010 - 01:09:32  Gitme!
 29 Ocak 2010 - 02:15:26  Mona Roza
 29 Ocak 2010 - 22:32:42  Ey sevgili!
 29 Ocak 2010 - 22:57:28  Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
 29 Ocak 2010 - 23:23:57  Dinle neyden!
 29 Ocak 2010 - 23:29:11  Aşk!..
 29 Ocak 2010 - 23:41:00  İstanbul ve Aşk
 25 Ocak 2010 - 02:24:53  Anna
 17 Ocak 2010 - 02:11:42  Selim İleri'nin İstanbul'u
 17 Ocak 2010 - 02:20:41  Tohumun içindeki orman
 17 Ocak 2010 - 02:22:51  Günahım Benim!..
 17 Ocak 2010 - 02:30:04  Benimle 'Türkçe' konuş!
 17 Ocak 2010 - 17:05:13  Gelmedin...
 17 Ocak 2010 - 17:21:33  Ey İstanbul!
 17 Ocak 2010 - 19:25:20  Kapılar
 17 Ocak 2010 - 19:35:49  Aşk durdu boğazıma
 17 Ocak 2010 - 19:53:13  Ağır cümle
 17 Ocak 2010 - 20:07:07  Hadi git
 16 Ocak 2010 - 16:47:48  Sahaflar Çarşısı dimdik ayakta
 02 Haziran 2010 - 18:12:01  Sevgiye koşuyoruz
 02 Haziran 2010 - 18:38:38  Mutluluk ayrıntılarda saklıdır
 02 Haziran 2010 - 18:56:26  Doğmamış çocuktan mektup
 02 Haziran 2010 - 19:02:32  En pozitif sözler
 29 Temmuz 2010 - 12:34:43  Ramazan yaklaşırken
 05 Ağustos 2010 - 11:50:50  Ey Şehr-i İstanbul
 25 Ağustos 2010 - 11:46:14  Babadan alınan en güzel nasihat
  
  
Bayram'da kalp sağlığına dikkat
 SEÇİLMİŞ YAZARLAR
 SON EKLENEN VİDEOLAR
Ramazan
Kolay yabancı dil için hangi teknik kullanılmalı?
Öğrenciler hangi öğrenme metotlarını kullanmalı?
 SON EKLENEN FOTOĞRAFLAR
Kelebekler
Karadeniz
Dünyadan yollar
 ANKET
Referandumda oyunuz ne olacak?
EVET (63 %)
HAYIR (36 %)
 
  Künye - Yayın İlkeleri - Reklam - İletişim Formu Copyright © Tüm hakları saklıdır. BİLGİNMEDYA 2010  

Kültür,Sanat Edebiyat