Ana Sayfa
   Haberler
   Kültür Sanat
   Kişisel Gelişim
   Sağlıklı Yaşam
   Manevi Gelişim
   Bilim Teknoloji
   Dil Öğretmeni
   İz Bırakanlar
   Aile Eğitimi
   Röportajlar
   İş Dünyası
   Medyatik
   Edebiyat
   Çocukca
   Öyküler
   Kitaplık
   Linkler
Videolar için TIKLAYIN
Fotograflar için TIKLAYIN
 YAZARLARIMIZ
Zeki Mete CAN
Bilgi dolu bir site: GELİŞİYORUM
Gurbet ALTAY
Görmediğimiz değer
Murat ERDİN
Mezarsız insanlar ülkesi
Yakup TUTUM
Ağlarsak anlarız
Ömer Evren TANRIÖVER
Otitis Media
Nurullah YİĞİT
Referandum Sınavı
Recep KOÇAK
Bir hastaya vardın ise...
Meryem BAL
Bir kuru yapraktan mesajınız Var
Nazlı ÖZBURUN
Aradığın şey yanında
Alev Dönmez ÖZDERYA
Hastalıklı bir devletin sapkın politikası
Kenan TAŞ
Güçlü Görünmenin Dayanılmaz Hafifliği
Melih Yılmaz BİNGÖL
Yeni yetme
Asım YILDIRIM
Bir yolculuk
Aytuğ AKDOĞAN
İstanbul'u yaşamak...
Ebubekir ALAZCIOĞLU
Sen ve son
Özcan BEYLAN
Radyolarda kalite düşüyor
 
    Anasayfa | Manevi Gelişim  
Sizin Yahya Efendi'niz var mı?
Sizin Yahya Efendi'niz var mı?
19 Temmuz 2010 - 22:32:43 
Bu haberi 'devlet yöneticileri' mutlaka okumalı...

Yahya Efendi İstanbul'da yetişen büyük velîlerden. 1494 (H.900) senesinde Trabzon'da doğan Yahya Efendi, 1569 (H.977) senesinde İstanbul'da vefât etti. İstanbul'daki önemli ziyaret mahallerinden olan kabr-i şerîfi, Beşiktaş ile Ortaköy arasında yaptırdığı ve kendi adıyla anılan câminin yanında bulunuyor.

Babası Şamlı Ömer Efendi uzun müddet Trabzon'da kadılık yaptı. Yahya Efendi orada dünyaya geldi. Kanuni Sultan Süleyman da Trabzon'da aynı sene aynı haftada doğdu. Kaynaklar Kanuni ile Yahya Efendi'nin sütkardeşi olduklarını söylerler. Bu kardeşlik Kanuni Sultan Süleyman Han'ın padişahlığı döneminde de tesirini göstermiş ve Yahya Efendi cihan sultanına mürşidlik yapmıştı.

Bir gün Yahya Efendi hazretleri Sahn-ı Semân Medresesi'ne gitmek için yola çıkmıştı. Yolda karşılaştığı bir papaz, atının yularını tutup "Ey âlim zat! Ey Yahya Efendi! Size bir sualim var. Bu meselenin cevabı dininizde var mıdır? Bu topraklarda yaşayan gayr-i müslimlerden ölenlerin defteri tutulmuyor, kayıtları yapılmıyor. Böyle olunca da ölen kalan bilinmeden, ölmüş bir gayr-i müslimden devletçe haraç isteniyor? Bu nasıl iştir. Bu zulüm değil midir?" diye sitemkâr bir soru sordu. Yahya Efendi bunları duyunca; "Hayır" dedi hiddetle; "Dinimizde ölmüş bir gayr-i müslim vatandaştan haraç alınmaz. Çok fakir, kazandığıyla zar zor geçinen kimselerden ve çok yaşlı olanlardan da haraç alınmaz. Bunlar affolunmuşlardır. Sultanımız ona muhtaç değildir." Bunun üzerine papaz; "Efendi şunu iyi bil ki, bizden ölen kimsenin bile haracını isteyip, her yıl alıyorlar. Ne olur bu meseleyi Sultan Süleyman Hana arz edin?" diye ricada bulundu.

Yahya Efendi işittikleri karşısında celâllendi ve hemen medreseye gitti. Ders yapmadan önce kalem kâğıt istedi ve Sultan Süleyman Han'a hitaben; "Ey cihan sultanı Süleyman Han! Şimdi sana saltanat haram oldu. Demek zulmün ölen kişilere kadar uzandı! Hâlbuki böyle bir zulmü senin ecdadın yapmamıştı. Senin dine karşı hassasiyetin bu mudur? Bak, bir gayr-i müslim gelip bize sitem ediyor ve söyledikleriyle elimizi kolumuzu bağlıyor." diye yazdı ve mektubu gönderdi. Mektubu eline alan Kanuni, okudukça yüzünün rengi değişti ve kalbini derin bir hüzün kapladı. Tahtından indi ve bir adamını Yahya Efendi'ye göndererek ziyaret talebini iletti. Yahya Efendi'nin kabul etmesi üzerine kayığına binip dergâha vardı. Hürmetle selâm verip yaklaştı ve; "Ağabey! Bu mektup da nedir? Bunu bize siz mi gönderdiniz? Ey güzel haslet sahibi! Nedir suçumuz? Bize bunu beyan edip açıklayınız? Biz de işin hakikatini bilelim. Saltanat bana neden haram oldu? Kime zulmetmişim?" diye sordu.

Yahya Efendi sitemli ve celalliydi; "Padişahım! Bu ne iştir. Defterleri her sene niçin yenilemezsiniz? Ölmüş olan gayr-i müslimlerden memurlarınız haraç toplarlar. Böyle ele geçen mal sana hiç helal olur mu? Bu senden beklenmez. Yediğin, giydiğin haram olunca, elbetteki saltanat da sana haram olmuş demektir." dedi.

Hayretler içinde kalan Kanuni; "Halimi Allah biliyor ki, bu söylediklerinizden zerrece haberim yoktur." dedi. Yahya Efendi de; "O halde bu gaflet nedir? Yarın Allah huzurunda buna vereceğin cevap ne olur. Memurların gayr-i müslim malı alırlar. Bu, kul hakkıdır. Er geç Hak Teâlâ'nın huzuruna çıkacaksın. Yakanı bu mazlumların eline vereceksin. Neticede korkarım Cehennem ateşine atılırsın. Cihan padişahının kâfirle aynı yere düşmesi layık mıdır? Bu mudur din gayreti, bu mudur iman gayreti? Kullara zarar verene, inletip ağlatana Rabb'in rızası yoktur. Sana yolların en hayırlısı gösterilmişken, bu yaptığına Resûlullah Efendimiz hiç razı olur mu? Niçin adaletle iş görmezsin? Dininin bildirdiği yola gitmezsin? Şunu iyi bil ki, ey cihan padişahı! Şöhret zinetinin hepsi burada, bu dünyada kalır. Yanında götüreceklerin sadece adil muamelelerindir." buyurdu.

Kanuni Sultan Süleyman Han bu sözleri işitince ağladı ve vezirine emredip; "Her sene evleri teker teker sayın. Gayr-i müslimlerden ölen kalanları yazın. Haraç hesabını iyi tutun. Hazineye haram para getirmeyin. Ve şunu iyi bilin ki, buna kesinlikle rızam yoktur." diye ferman etti. Ardından da Yahya Efendi hazretlerine dönüp; "Sen bizim doğru yolu gösteren rehberimizsin. Gaflet uykusundan bizi uyandırdın. Bu sebeple Allah senden razı olsun. Suç bizdeymiş." dedi. Yahya Efendi de ona; "Ey cihan padişahı! Tövbe edin ki, Allah affetsin. Bir daha gaflette kalıp zulüm etmeyiniz. Doğru yolu bırakıp eğri yola gitmeyiniz." buyurdu. Artık gitme vaktinin geldiğini düşünen cihan padişahı; "Ağabey! Şimdi artık bizim tahta geçmemize izin var mıdır?" diye sordu. Yahya Efendi, Kanuni'nin elinden tutup; "Evet şimdi çıkabilirsin." buyurdu.

Süleyman Sargın

 
Bookmark and Share
 
 
Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Manevi Gelişim kategorisine ait diğer haberler
 16 Şubat 2010 - 00:26:25  Günahsız dillerle dua edin
 18 Şubat 2010 - 01:38:54  O'ndan tavsiyeler
 02 Şubat 2010 - 13:15:36  Fatiha Suresi’ndeki İnce Sırlar
 02 Şubat 2010 - 23:47:11  Anne-babaya saygı bereket sebebi
 05 Şubat 2010 - 04:52:28  Neşe peygamberi, efendimiz
 10 Şubat 2010 - 01:18:00  Güzel huylar nasıl çirkinleşir?
 26 Ocak 2010 - 23:28:58  Şaka adâbı
 26 Ocak 2010 - 23:55:54  Muhteşem bir hazine: Hacet Namazı
 20 Ocak 2010 - 17:52:55  Yağmur Damlası'nın Seyehati
 20 Ocak 2010 - 20:01:02  İbadetler hayatımızın neresinde?
 17 Ocak 2010 - 20:21:07  Efendimizden (as) gençliğe öneriler
 17 Ocak 2010 - 20:23:17  Söz yangını: gıybet
 17 Ocak 2010 - 04:24:45  Hz. Peygamber'den dualar
 17 Ocak 2010 - 00:51:55  Dua etmeyi denediniz mi?
 17 Ocak 2010 - 01:25:36  İnsanların en kötüsü
 17 Ocak 2010 - 00:55:50  Dünyevi zevklerde sınır nedir?
 17 Ocak 2010 - 00:59:15  Selamlaşınız
 17 Ocak 2010 - 01:07:35  Ümitsizseniz, ümit sizsiniz...
 04 Haziran 2010 - 12:36:11  Kabe'den 24 saat CANLI yayın
 05 Haziran 2010 - 21:50:38  Bilal susmuştu gidişinle...
 11 Haziran 2010 - 17:32:16  AŞK'ın kırk kuralı
 17 Haziran 2010 - 12:03:09  Regaip kandilinde neler yapılabilir?
 18 Haziran 2010 - 15:30:32  Ölmeden önce ölünüz
 23 Haziran 2010 - 13:03:53  Hepimiz SECDEDEYİZ
 02 Temmuz 2010 - 03:04:55  Duada sınır yoktur
 08 Temmuz 2010 - 01:50:01  Miraç Gecesi neler oldu?
 19 Temmuz 2010 - 22:32:43  Sizin Yahya Efendi'niz var mı?
 26 Temmuz 2010 - 03:00:16  Beraat Kandili nedir?
 27 Temmuz 2010 - 00:59:41  Abdussamed okuyor...
 04 Ağustos 2010 - 12:39:10  Hz. Ömer'in büyük korkusu
 14 Ağustos 2010 - 00:28:32  Rahmetini ümit ederiz
 28 Ağustos 2010 - 12:06:26  Kılıcı getiren Peygamber aşıkları
 31 Ağustos 2010 - 14:14:43  Son Ramazanınız Olsaydı?
 02 Eylül 2010 - 11:44:51  53 günde hafız oldu
  
  
Bayram'da kalp sağlığına dikkat
 SEÇİLMİŞ YAZARLAR
 SON EKLENEN VİDEOLAR
Ramazan
Kolay yabancı dil için hangi teknik kullanılmalı?
Öğrenciler hangi öğrenme metotlarını kullanmalı?
 SON EKLENEN FOTOĞRAFLAR
Kelebekler
Karadeniz
Dünyadan yollar
 ANKET
Referandumda oyunuz ne olacak?
EVET (63 %)
HAYIR (36 %)
 
  Künye - Yayın İlkeleri - Reklam - İletişim Formu Copyright © Tüm hakları saklıdır. BİLGİNMEDYA 2010  

Kültür,Sanat Edebiyat