Kral ve Bilge hikayesi

ÖYKÜLER/28 Aralık 2011 Çarşamba
Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi: 'Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı, kimi dinlemem gerektiğini ve yapmam gereken en önemli işin ne olduğunu bilseydim, giriştiğim her işi mutlaka başarırdım.'

 

Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi: "Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı, kimi dinlemem gerektiğini ve yapmam gereken en önemli işin ne olduğunu bilseydim, giriştiğim her işi mutlaka başarırdım." Krallığın dört yanında bu sorulara tutarlı cevaplar arandı; ancak, Kral'ı tatmin edecek düzeyde bir cevap bulunamadı.

Sonunda hiç kimsenin ayağına gitmeyen ve sadece halktan kişiler ona başvurduğunda onlara yol gösteren bir bilgeden bahsedildi Kral'a. Kral halktan biri gibi giyindi ve kulübeye yaklaşınca da korumalarını uzaklaştırdı. Bilgenin de o sırada bahçede küçük çiçekler ekmek için yerleri kazmakla meşgul olduğunu gördü ve ona sorularını yöneltti. "Bir iş için en doğru zamanı, bu iş için en önemli kişi veya kişileri ve kendimi vermem gereken en önemli işi bana söyler mısınız: Bilge büyük bir özenle Kralı dinledi; ancak, bir yanıt vermedi. Yapmakta olduğu işe geri döndü. "Yoruldunuz, dedi Kral bilgeye, küreği verin de biraz ben çalışayım, siz dinlenin." "Sağolun," diyerek küreği Kral'a verdi bilge adam ve yere oturup dinlenmeye başladı.

Kral sorularını yineledi; ancak, birkaç saat geçmesine rağmen bir türlü sorularına yanıt alamadı. Sonunda dayanamayarak sordu. "Ey bilge kişi! Sorularıma yanıt alamayacaksam gideyim, zira akşam oldu, dönmem gerekir." Bilge kişi gözlerini uzaklara dikti. "Bak, bir adam koşarak buraya geliyor, dedi. Bakalım kimmiş, ne istiyormuş?" Adamın karnına bastırdığı ellerinin altından kan sızıyordu. Kral'ın yanına gelince inledi ve düşüp bayıldı. Kral ve bilge kişi hemen onun giysilerini çıkardılar. Karnında büyük bir yara vardı. Kral yarayı elinden geldiğince yıkadı, mendiliyle ve bilge kişinin havlusuyla sardı, kanı durdurdu. Adam bir süre sonra kendisine gelince içecek bir şey istedi. Kral kuyudan su getirip verdi. Kral ile birlikte o akşam bilge adamın kulübesinde uyudular. Sabah olunca adam kendine geldi ve Kral'a, "Beni bağışlayın," dedi. "Sizi tanımıyorum, üstelik bağışlanacak bir şey yapmadınız ki, diye cevap verdi Kral.

Adam konuşmasına devam etti. "Siz beni tanımıyorsunuz; ama, ben sizi tanıyorum," dedi. Ben kardeşimi astırdığınız ve mallarını ellerinden aldığınız için sizden öç almaya ant içmiştim. Tek başınıza bilge kişiyi görmeye gittiğinizi öğrendim ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim; ama, akşam olmasına rağmen dönmediniz. Bunun üzerine ben de pusuya yattığım yerden çıkıp, sizi aramaya koyuldum. Ancak korucularınıza rastladım ve onlarla mücadele ederken yaralanarak ellerinden kaçıp buraya sığındım. Siz olmasaydınız kan kaybından ölecektim. "Ben sizi öldürmek istedim; ama, siz benim yaşamımı kurtardınız. Eğer yaşarsam size minnettar olacağım." Kral, adamın açıksözlülüğüne ve içtenliğine inandı ve kendisini bizzat hekimlerine tedavi ettireceğine söz verdi. Kral, ayrılmadan önce sorularına yanıt vermesi için bilge insandan son kez ricada bulundu. Bilge kişi, "Sorularınızın cevaplarını aldınız ya!" dedi ve konuşmasını şöyle sürdürdü: "Dün eğer benim güçsüzlüğüme acımayıp bana yardım etmeseydiniz buradan hemen ayrılacaktınız ve geri dönerken şu adamın saldırısına uğrayacaktınız. Yani dün sizin için en önemli an, çiçekleri ekmek için bana yardım ettiğiniz andı. Sizin için en önemli iş, bana iyilik yapmaktı." "Daha sonra yaralı adam koşarak geldi yanınıza. O sırada sizin için en önemli an, onunla ilgilendiğiniz andı. Çünkü eğer onun yaralarını sarmasaydmız, o adam sizinle barışmaksızın, size kin güderek ölecekti. Dolayısıyla o anda en önemli kişi oydu. Yine o zaman en önemli işiniz de, onun için yaptıklarınızdı." Bu sözlerle Kral'ı rahatlatan bilge kişi, şu nasihati ederek onu uğurladı: "Sizin için en önemli an, içinde bulunduğunuz andır. Çünkü sadece o an, elinizden bir şey gelebilir." "Sizin için en önemli kişi ise, o an birlikte olduğunuz kişidir. Çünkü hiç kimse, bir başka kişiyle bir daha görüşüp görüşe-meyeceğinden emin olamaz." "Sizin için en önemli işse iyilik yapmaktır. Çünkü insan bu dünyaya iyilik yapmak için gelmiştir."

ÖYKÜLER kategorisinden diğer haberler
Anne mutsuz ise çocuklar da mutsuz olur
Çocuklarını iyi yetiştirme kaygısı taşıyan bütün kadınların ortak bir kanaati vardır: Anne olmak çok zor. Peki neden? Pedagog Adem Güneş bu soruya, 'Çünkü anneler omuzlarındaki birçok başka yükten dolayı annelik sorumluluğunu hakkıyla yerine getiremiyor, hatta anneliğin tatlı duygularını yaşayamıyor.' diye cevap veriyor.
Hızlı okumak, başarmaktır
Bu sayfaya geldiğinize göre, okumaya ilgi duyuyorsunuz ve bu konuda kendinizi geliştirmek istiyorsunuz....
Tartışırken bunlara dikkat!
Eşinizden hiçbir şey saklamayın, Her şeyi eşinizle oturup tartışın. Allah dert vermişse dermanda verir. Bilin ki hiçbir problem çözümsüz değildir. Eşler sorunlarını tartışırken şunlara dikkat etmeli:
Çocuğunuzla oyun oynayın!
Çocuğuyla vakit geçirip, onula arkadaş olan baba, çocuğun zeka gelişimine katkı sağlıyor...
Edebiyatın yeni kalesi internet mi?
İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü uhdesinde, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nce gerçekleştirilen 3.İstanbul Edebiyat Festivali’nin gerçekleştirilen ikinci etkinliği “İnternet ve Edebiyat Paneli”ydi.
Bebek ağlaya ağlaya uyumayı öğrenebilir mi?
'Çocuğum uykusundan neden sık uyanıyor? Bebek ağlaya ağlaya yalnız başına uyumayı öğrenebilir mi?
Akraba ziyareti niye faydalı?
Akraba ziyaretlerinde farkında olmadan sağlığınıza da katkıda bulunuyorsunuz..