Negatif görünüşlü hemen her hâdise, yeniden çerçevelenerek pozitif hâle, yani kendi lehimize, insanlığın lehine dönüştürülebilir. Yeryüzünde önemli izler bırakan ve insanlığa yön verenlerin büyük çoğunluğu, hayatlarının belli bölümlerinde veya hayatları boyunca sıkıntılara maruz kalan ve çile çeken insanlardır. Maruz kaldığı sıkıntı ve çileler, onları yükseltmekten başka bir anlam taşımamıştır. Kaç peygamber vardır acı tatmamış, çile çekmemiş? Hapis ve sürgün yaşamadan kim yeni bir dünyanın ufkunu aralamıştır? Onlar hastalık, yoksulluk, sürgün gibi engelleri, kendilerini yükselten ve başarıya yaklaştıran bir merdiven olarak algılamış, durumlarını hiç bozmamış ve başlarına gelenlere hep sabretmişlerdir.
İnsan olarak hayatta istemediğimiz, hoşlanmadığımız pek çok olayla karşılaşırız. Eleştirilir, hastalanır, haksızlıklara maruz kalır, yalnız bırakılır, hapse atılır, mal varlığımızı kaybederiz. Çoğu insan bunlar karşısında sinirlenir, moral olarak çöker, isyan eder, öfkelenir, aşırı derecede üzülür ve telâşa kapılırken; hayata ve olaylara farklı açılardan bakmayı başarabilenler; onları ibretle, sabırla, metanetle, cesaretle karşılar ve onları kendisi için uyarıcı ikazlar veya yükseltici vasıtalar olarak görürler. Aslında, hayatta herhangi bir hâdisenin mânâsı veya yorumu; onun etrafına çizdiğimiz sınıra veya koyduğumuz çerçeveye bağlıdır.
Evrende Her şey Güzeldir
Her şeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakiki bir güzellik vardır. Kâinattaki her şey, her hâdise ya bizzat güzeldir veya neticeleri itibarıyla güzeldir. Bir kısım hâdiseler görünüşte çirkin ve karışık görünse de o görünen perde arkasında gayet parlak güzellikler ve hikmetler saklıdır. Evrende tesadüfî, boş ve gereksiz bir yaratılışı kim gösterebilir? Atoma bakın, hücreyi inceleyin, insanı bütün azalarıyla araştırın, içinde bulunduğumuz ekosistemi, güneş sistemini ve sonsuz uzayı düşünün. Hangisinde tesadüf, abesiyet ve gayesizlik vardır? Karlı, fırtınalı bir kışın arkasından güzel bir baharın geleceğini hepimiz biliriz. O sebeple kışın soğuk yüzüne takılıp kalmadan onun kendi içindeki ve arkasındaki güzellikleri görmeye çalışırız. Eğer bunu göremezsek, kış acılı bir zaman dilimi olur. Esen rüzgâra, yağan yağmura küfreden insanlarla hiç karşılaştınız mı? Onlar, aksi takdirde kendisinin de susuz kalacağını hiç düşünmeden, beceriksizliği yüzünden kendi menfaatine az bir zarar verdiğinde, susuz kalan canlılara su taşıyan bulutu hareket ettiren rüzgâra, yağan yağmura hemen isyan eder, o güzel olaylara küfrederler. Bunlar, çerçeveyi kendi küçük menfaati etrafına koyan ve hâdiselere sadece kendisi açısından bakabilen olumsuz ve dar bakış açılı insanlardır.
Aslında, güzel görünen hâdiselerin ardından kötü sonuçlar, kötü görünen hâdiselerin ardından ise harika sonuçlar çıkabilir. Kur'ân'ın ifadesiyle "Hoşlanmadığınız bir şey sizin iyiliğinize olabilir veya hoşlandığınız şey sizin aleyhinize olabilir. Bunu siz bilmezsiniz ama Allah bilir." (2/216) Pek çok kişiden dinlemiş veya yaşamışızdır: Çok arzu ettiğimiz bir şey olmaz, aradan belli bir zaman geçtikten ve yeni hâdiseler olup bittikten sonra, iyi ki o şey olmamış deriz. Veya olmamasını arzu ettiğimiz halde olan bir şey için de; iyi ki olmuş dediğimiz pek çok hâdise vardır hatırımızda.
Unutmayalım, bakış açımız, dualarımız ve şuurumuzla (bilincimizle) güzel şeylere sahip oluruz. Kader hakiki sebeplere bakar, adalet eder. İnsanlar zahiri gördükleri sebeplere hükümlerini bina eder, kaderin aynı adaletinde zulme düşerler.
Alışılmışın Dışında Gören Çocuk
Yeniden çerçevelemenin ve hâdiselere farklı açılardan bakabilmenin bir yolu, yaşadığımız olayların derinliklerinde gizlenen mânâları keşfedebilmektir. Amerika'da, Baltimore Sun dergisinde bir yazı yayınlanır; çarpıcılığı nedeniyle aynı yazı daha sonra Reader's Digest adlı dergide "Alışılmışın Dışında Gören Çocuk" başlığıyla yeniden yayınlanır. Yazıda adı geçen çocuk, Calvin Stanley'dir. Calvin görme dışında, her şeyi diğer çocuklar gibi yapabilen bir çocuktur. Bisiklete biner, beyzbol oynar, okula gider. Bunu nasıl yapabiliyor?
Dergi diyor ki, buradaki başarının sırrı, annesinin ona telkinlerinde ve onun da olaya bu telkinler çerçevesinde bakmasındadır. Calvin annesine niçin kör olduğunu sorduğunda annesi; "Bu şekilde doğduğunu ve bunda kimsenin suçu olmadığını" açıklar. "Niçin ben?" diye sorduğunda, "Niçin olduğunu bilmiyorum, Calvin. Belki senin için özel bir plân vardır" der. Daha sonra oğlunu karşısına oturtarak şöyle devam eder: "Calvin sen görmüyorsun. Sadece gözlerinin yerine ellerini kullanıyorsun. Unutma ki, senin yapamayacağın hiçbir şey yoktur." Oğlu annesini göremeyeceğini düşünerek çok üzülür. Annesi ona, "Calvin ellerinle ve sesimi dinleyerek yüzümü görebilirsin. Böylece benim hakkımda, gözlerini kullanan bazılarından çok daha fazla şey anlatabilirsin" der. Calvin bu inanç ve güvenle, görünen dünyaya girmeyi başarır. Daha on yaşında iken bilgisayar programlayıcısı olmayı ve bir gün körler için programlar yazmayı tasarlar.
Bu tip başarılar sadece Calvin'e mahsus değildir. Olaylara bakış açısını olumluya çevirecek sağlam referans noktaları ve dayanakları olanlar benzer sonuçları her zaman elde edebilirler. En zor durumlarda bile insanlar için başka alternatifler, tercihler ve yeni çözüm yolları vardır. Havada bulut ne kadar çok olursa olsun, onların arkasında daima doğacak bir güneş vardır. Burada olan şey, kötü, hayatı altüst edici, istenmeyen bir hâdiseyi alıp, aynı hâdisede, bir başka açıdan nasıl büyük avantajlar olduğunu görmektir. Bir hâdiseyi algılamanın ve yorumlamanın sonsuz sayıda yolu varken, biz onları geçmişte nasıl algılamışsak yine o şekilde çerçeveleme eğiliminde oluruz. Alıştığımız algılama biçimlerini değiştirirsek, hayatımızda daha çok alternatif oluşturabiliriz.
Prof.Dr. Harun AVCI
Kaynak: Sızıntı Dergisi